Balıkesir Tavuk Yarka
Kırklareli Yarka Tavuk Satışı / Yarka Tavuk Fiyatları | Balıkesir Yarka, Ataks, Lohman Brown, Çil Pleymut

Sosyal Medyada Biz}

KIRKLARELİ YARKA TAVUK SATIŞI / YARKA TAVUK FİYATLARI

KIRKLARELİ YARKA TAVUK SATIŞI / YARKA TAVUK FİYATLARI

Tüm Türkiye genelinde olduğu gibi Kırklareli ilimizde de yarka tavuk satışlarımız devam etmektedir.

İletişim: 0542 390 7060

Kırklareli Yarka Tavuk Satışlarımız İçin linki  Tıklayınız

KIRKLARELİ TARİHİ : Kırklareli tarih öncesinden beri yerleşim yeridir. Aslıbey yolunun doğusundaki Aşağıpınar, Eriklice köyleri arasındaki höyüklerden elde edilen buluntular Kırklareli’nin çok eski bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamaktadır. Son olarak 1981’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tarih Öncesi Anabilim Salı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan başkanlığında da yapılan araştırmalar sırasında saptanan Tilkiburnu Höyüğü, Kırklareli yerleşim tarihini son Kalkolitik döneme kadar göslermektedir. Kırklareli’nin 18 km güneyinde Ergene’nin kollarından Şeytandere’nin doğu kıyısındadır.

İnsanların Trakya’da ilk olarak, yaklaşık bir milyon yıl önce geldiği düşünülmekteki nümüzden on dört bin yıl öncesine kadar süregeldiği kabul edilen ve kültür tarihinin uzun dönemi olan bu süreç “Eski Taş Çağı” ya da “Avcılık ve Toplayıcılık Dönemi” olarak, adlandırılmaktadır.Bu dönem boyunca av ve yenebilir bitki yemiş toplayıcılığına dayalı bir beslenme düzeni ve göçebe bir yaşam biçimi hakim olmuş, kalıcı barınaklar yapılmamıştır. Oldukça uzun olan bu süreç içerisinde,dünya iklimi ile birlikle Trakya’nın ikliminde de önemli değşiklikler olmuş,bir biri ardına kuru soğuklardan yağışlı sıcağa kadar değişen iklim dönemleri on binlerce yıl bölgeye hakim olmuştur.

Dünya ikliminin günümüz koşullarına yakın bir duruma gelmesi ile birlikte, yaklaşık 8000 yıl önce Trakya’nın doğal çevre ortamı ve bitki örtüsü de bugünküne benzer özellikler kazanmış, insanlar değişen çevre koşullarına, gelişen teknolojileri ile uyum sağlamışlardır. Bu değişim Anadolu’da 10-12 bin yıl kadar önce başlamıştır. İnsanlar ilk kez buğday, arpa, mercimek gibi tahılları tarıma alıp koyun, keçi, sığır, domuz gibi hayvanları evcilleştirmek çiftçiliğe başlamış; ahşap, kerpiç ve laştan ilk kalıcı konutları yapmışlardır. Ancak bu gelişmelerin çok zengin doğal çevre olanaklarına sahip olan Trakya’da Anadolu’dan daha sonra, yaklaşık olarak günümüzden yedi bin yıl önce başladığı görülmektedir.

Traklar, önemli bir Doğu Avrupa ve Kuzeybatı Anadolu uygarlığı olarak, var oldukları uzun zaman süreci içinde önemli ve özgün bir kültürün temsilcisi olmuştur. Ancak yazınının önemli ölçüde kabul gördüğü bir klasik dünya anlayışından farklı olarak Keltler, İskitler ve Kimmenler gibi, Traklar’da da yazının kabul görmediği anlaşılmaktadır Fakat bu durum, bu kültür ve benzerlerinin kendi özgün algılama ve dünya görüşü içinde alındığında da farklı bir çağrışım yapmaktadır.

Bir türlü disiplin altına alınamadığı görülen Trak topluluklarının isyankâr tutumları, M.Ö. 499’da ion şehir devletleri ile Atina’nın çevresinde şekillenen Pers karşıtı oluşumlar ve Persler ile Yunan siteleri arasında vukuu bulan mücadeleler sırasında da sürmüştür.

Bizans İmparatoru I. Nikephoros (802-811) döneminde, Anadolu vilayetlerinde yaşayan çiftlik sahiplerine mülkleri sattırıldı. Sınır bölgelerini korumak amacıyla bu halkın bir bölümü Kırklareli yöresine yerleştirildi ve “Stratiotes” (asker-köylü) sıfatıyla, askerlik görevi yapmaları şart koşuldu. 850’lerde, imparator III. Mihail, Malatya yöresinde yaşayan ve Bizans’a karşı Müslüman Araplar’ın yanında savaşmakta olan Pavlikianlar’ı zorla Trakya topraklarına sürdü. Bulgar Kralı Simeon, 913 ve 924’te, Bizans başkentini iki kez kuşattı. Kırklareli toprakları iki kez istilaya uğradı. 1064’te, Güney Rusya ovalarında yaşayan Kumanlar’m baskısıyla Balkan Yanmadası’na inen Uzlar, Bulgar-Makedon topraklarını ve Trakya’yı dalga dalga istila ettilerse de büyük bir salgın hastalık, bu istilayı durdurdu. 1122’de, Bizans-Kuman işbirliği karşısında yenik düşen Peçenek Türkleri, Tuna Irmağı’nı güneye doğru aşarak, Makedonya ve Trakya’ya girdiler. Ancak imparator II. loannes’e yeni düşerek tutsak alınan pek çok Peçenek, Bizans topraklarına, bu arada Trakya’ya yerleştirildi.

Kırklareli’nin fethi ile alakalı bilgi veren ilk kaynaklar, 16 ve 17. yüzyılda yazılmış eserlerdir. Bu yüzden Kırklareli’nin fethi tarihini mevcut kaynaklara dayanarak kesin olarak söylemek mümkün değildir. Bununla beraber, Kırklareli fethinin, Edirne’nin fethinden sonra, 1. Murad zamanında ve bizzat Padişahın kumandası altında gerçekleştiği genellikle kabul edilmektedir. Bu fetih, muhtemelen 1367-1372 yılları arasında gerçekleşmiştir.
Osmanlılar tarafından bu şehre Kırk Kilise denilmekteydi. Bu ismin ne anlama geldiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Ancak bu görüşlerin kesin olarak hiç birinin genel kabul görmediğini belirtmek gerekir. Bununla beraber Kırk Azizler Kilisesi anlamında Saranta Eklesiai’den Kırk Kilise’ye çevrildiği şeklinde görüş, diğerlerine nazaran daha fazla benimsenmiştir. Kırkkilise ismi, Kırklareli milletvekili Fuat Umay tarafından yerilen bir teklif üzerine, 20 Aralık 1924 kabul edilen 537 Sayılı Kanun’la Kırklareli’ne çevrilmiştir.

Kırklareli, Türkler tarafından fethedildikten hemen sonra iskan edilmeye başlanmıştır. Özellikle, Moğolların Anadolu’ya girmesiyle, önlerinden kaçan Türkmenler ve Yörükler balı Anadolu’da nüfus yoğunluğu meydana getirmişti. Osmanlıların Rumeli’ye geçerek buralarda fütuhat yapmaları, Türkmenler ve Yörüklerin boş alanlara yerleşmek üzere Rumeli’ye geçirilmesi sonucu, bölge kısa zamanda şenlendirilmiştir.

DAHA DETAYLI VE AYRINTILI BİLGİ İÇİN TIKLAYIN

 

26 Haziran 2019
1.414 kez görüntülendi
Wordpress Tema indir